Sinemanın en önemli yaratıcı yönetmenlerinden Fransız Jean-Luc Godard’ın filmlerinde kadınlar gerçek anlamda başrolde. “Serseri Aşıklar” filmiyle başladı bu sinema macerası. Kadınlar, özellikle 1960′lardan başlayarak modern Avrupa’da birer simgeydiler Godard filmlerinde.Jean-Luc Godard, 1960′larda yerle bir olan refah toplumunun simge yönetmenlerindendi. 1930 yılında Paris’te doğdu. Godard, André Bazin’in Cahiers du Cinéma Dergisi’nde François Truffaut, Claude Chabrol, Eric Rohmer gibi sinema yazıları yazdı. 1955′te, Guy de Maupassant’ın 1886′da yazdığı “Le Signe” (İşaret) hikâyesinden yola çıkarak “Une Femme Coquette-Cilveli Kadın” kısa filmini çekti. Öncesinde Godard, bir baraj yapımı üzerine “Opération ‘Béton’-Beton Operasyonu” belgeselini de yaptı. Bu belgeselde İsviçre’de Avrupa’nın en büyük barajı Grande-Dixence’ın inşaatını anlatıyordu. 1958′de Truffaut’yla beraber senaryosunu yazıp yönettiği “Une Histoire d’Eau-Bir Su Hikâyesi” kısa filmi de var. Eric Rohmer’in senaryosundan çektiği 1959 yapımı “Charlotte et Véronique, ou Tous les Garçons s’Appellent Patrick-Charlotte ve Véronique veya Patrick Adı Verilen Bütün Erkekler” kısa filmini de çekti. İlk uzun filmini çektiği 1960′ta Jean Paul Belmondo’yla “Charlotte et son Jules-Charlotte ve Erkekleri” kısa filmini de yaptı. Bu filmiyle, deneysel ve gerçeküstücü yönetmen Jean Cocteau ustanın 1940′ta yazdığı tek perdelik oyunu “Le Bel Indifférent”e saygı gönderdi Godard. Cocteau’nun 1932 yapımı deneysel “Le Sang d’un Poet-Şairin Kanı” filmi de görülmeli. Godard, Cocteau’dan çok etkilenmiş bir yönetmen.
